Kuzeyin rüzgarı Volkan KONAK (Turgay Megrel anlatıyor)

1967 yılında Trabzon’un Maçka ilçesinde doğdu. İlk orta ve Lise Eğitimini Maçka’da tamamladıktan sonra, İstanbul Teknik Ünüversitesi Türk Müsikisi Devlet Konservatuarına girdi. 1988 yılında Konservatuarı bitiripaynı yıl İstanbul Teknik Ünüversitesinde Sosyal Bilimler Master Eğitimine başladı. Karadeniz Müziğini Evrensel Müzik formlarıyla buluşturarak, özgün bir yapıda yeniden şekillendiren Volkan konak, İlk albümü “Efulim”i 1993 yılında yaptı. Albüm başta Karadeniz halkının ve müzikseverlerin beğenizini ve ilgisini kazandı daha sonra 1994 yılının Ekim ayında “Gelirmisin Benimle”adlı albümünü hazırladı ve askerlik görevi nedeniyle bir süre çalışmalarına ara verdi. Okumaya devam edin ‘Kuzeyin rüzgarı Volkan KONAK (Turgay Megrel anlatıyor)’

Reklamlar

Ben bir megrelim … (turgay megrel araştırıyor)

BEN BİR MEGRELİM*
NUGZAR DZHODZHUA**
İngilizce’den çeviren: Ali İhsan AKSAMAZ.

Hepimizin bildiği gibi, Stalin dönemi ve sonrasında ortaya çıkan Megrel ve genel olarak Megrelya sorunu tam anlamıyla engellenmiştir. Bugün, bu “acayip” makale basında yayımlanacak, ancak bu çeşit makaleler ve yazarları tamamıyla ahlaki değerlerden ve tarihsel gerçeklerden yoksun en şiddetli ve acımasız eleştirilerle karşı karşıyadırlar.

Megrelya ve Megreller olayını geçmişte ve günümüzde sıcak tutanlara karşı böylesi nefreti, zehiri ve garezi nerede biriktirdiğiniz hayret verici bir konudur. Gürcü kültürüyle yetişen ve iyi bir eğitim görmüş olan sizler uygar bir biçimde nasıl karşılık vereceğinizi bilmiyor musunuz? Neden “sözde” Megreliz? Veya neden sözde Megrel “köpekleriz”? Geleneksel yöneticilerimiz olan Dadyanların Megrel köylüsünü ve genelde aileleri sığır ve bazen de daha kötü muamelere tabi tutmuş olmaları esas neden olmayabilir. Köylüleri satın almak, satmak, kiraya vermek, hediye gibi sunmak, çeyiz olarak vermek, çiflik hayvanları ve kuşlarla takas etmek, kızgın şamdanlarla gözlerini çıkarmak, vücutlarına yoğurt sürerek kızgın güneş altında tutmak, organlarını kesmek ve buna benzer diğer zalimane davranışlar Megrelya’da eskiden revaçtaydı.1

Çocuklarınız ve torunlarınızla konuşurken onlara hangi dille hitap ettiğinizi sorabilir miyim?(Megrelce mi Gürcüce mi?)

Bana ve şüphesiz doğru düşünen herkese göre; Gürcüler’in ve Megreller’in aralarında “mermi” ile konuşmaları reddedilmesi gereken bir davranıştır.2 Herşeyden sonra, görüşlerini ve durumunu basında ve televizyonda uygar bir şekilde açıklayan bir adamın, kim olursa olsun, yanlışı nerededir?

M. Dzhanashia3şöyle diyor: “Geçmişi öğrenme arzusu bir halkta, sadece bu halk yüksek gelişme düzeyine ulaştığında doğar ve ulusal uyanıkıllık onların arasında geliişr.”

Eğer gerçekten eğitimli ve tamamen namuslu insanlarsanız neden Gruzija ve Gruzin4 ile Sakartvelo ve Kartveli5 terimlerinin içeriğini açıklamıyorsunuz? Bu terimler içerik olarak aynı mı, değil mi? Aynı omadıklarını çok iyi bildiğinizden, ama şimdi kabul edilen taraflılıktan dönmeyi imkansız bulduğunuzdan eminim. Bu terimleri şimdi açıklayacağım:

Gruzija ve Gruzin terimleri, Megrelleri, Svanları ve Gürcüleri birleştirmek için yapay olarak yaratılmış kollektif terimlerdir. Demek istenen şudur: Bu üç halk Gruzin halkını meydana getirmiştir ve ülkeleri de Gruzija olarak adlandırılmıştır. Diğer taraftan, Sakartvelo ve Kartveli terimleri, Megrelleri, ve Svanları kapsamadığı için kollektif terimler değildir.
Okumaya devam edin ‘Ben bir megrelim … (turgay megrel araştırıyor)’

Turgay Megrel, Megrelleri araştırıyor …

Bilinçli olarak geciktirilmiş bir değinme

“1964’te, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde Lazistan (Tarih, Coğrafya, Etnografya Araştırmaları) özgün başlığıyla yayımlanan kitabın Türkçe çevirisi Lazlar’ın Tarihi adıyla, 1992’de Ant Yayınları tarafından kültür hayatımıza kazandırıldı.

Yayımcı, kitaba olan yoğun ilgiyi şöyle anlatıyordu: ‘Türkiye’de Laz sayısı çok değil. Doğu Karadeniz’de 100 bin kişi ya var ya yoklar. Bu sayıyı dikkate alarak kitabı yayımlarken çok düşündük. Ama sonuç beni şaşırttı. Şimdiye kadar Çerkesler’le, Aleviler’le, Kürtler’le ilgili kitaplar yayımladım. Diyebilirim ki, onların nicel ağırlıklarına rağmen, kendilerine yönelik kitaplara Lazlar kadar ilgi göstermediler. Türkiye’de 20 milyon Alevi var. Alevilik’le ilgili kitaba 100 bin Laz’ın Lazlar’ın Tarihi’ne gösterdiği ilgiyi göstermedi. Türkiye’nin dört bir yanından telefon yağıyor. Birçok yerde adam bürokrat, genel müdür vb. özel şoförünü gönderip kitap aldırıyor. Bu dönem yayıncılıkta kitap siparişi bitti, hele tek kitap siparişi hiç yoktur. Ne var ki, ben Anadolu’nun dört bir yanından aldığım tek kitap siparişinden bezdim.’

Ruşen Çakır kitap hakkındaki duygularını şöyle aktarıyordu: ‘… Bir gece vakti Beyoğlu’ndaki bir sergide, Vanilişi ve Tandilava’nın kitabını gördüm. Kapağında kemençeli bir Laz resmi, arka kapağında ise davul çalan bir Laz genci. Ant yayınlarından çıkan kitabı hemen satın aldım. İstiklal Caddesi’nde okumaya başlayıp, dolmuşta devam ettim. Hem de göstere göstere… yazım ve Türkçe yanlışlarıyla doluydu. Ama tüm bunlar önemine gölge düşürmüyordu. Her geçen gün, kendi diline, kültürüne, tarihine yabancılaşan, uzak düşen bir halkın yeniden kimliğini keşfetmesi için bir kapıyı sonuna kadar açıyordu… Kimliklerinin epey uzağına düşmüş olan Lazlar’ın bir kültürel rönesans yaşayacaklarını söylemek hiç de kahinlik olmayacaktır…’

Trabzon’da Ülkücü Gençlik imzasıyla dağıtılan bildiride ise şunlar yazıyordu:

‘Muhterem Trabzonlular, su uyur düşman uyumaz. Nasıl ki 1800’lü yıllarda İngiltere’deki Başpapazlık’a (?) bağlı bir papaz (?) Birmingham şehrindeki Kürtler’in tarihini ve alfabesini senaryo edip yazmışsa (?) bugün de, bundan 5 yıl önce yine aynı şehirden (Birmingham) bir profesör (?) Karadeniz’e gelir, inceler ve yazar (?). Bu seferki Karadeniz’in ve Lazlar’ın tarihi. Londra’da vatan haini bölücülerle her türlü parasal desteği vererek anlaşan Rumlar Karadeniz’de bir Rum Pontus Devleti kurmanın hayalleri içinde…’

Kitaba ilginç bir yaklaşım da Sebahattin Önkibar’dan geldi.

‘… Pusulanın adı: Lazların Tarihi kitabıdır. Kitabın yazıldığı tarih: 1974’tür. Basıldığı yer: Sovyet Haber Alma Teşkilatı KGB’nin özel baskı merkezidir…’ (Lazistan Safsatası, Türkiye gazetesi, 2.Şubat.1993)

Kitabın Lazlar hakkında empoze etmeye çalıştığı ‘bilgiler’, bazı çevreler tarafından hiç sorgulanmadan doğru kabul edildi. Kitap ciddi bir kaynak gibi görülerek, Lazlar’la ilgili makale ve kitapların bir numaralı dayanağı haline getirildi. Böylelikle, Lazlar’ın etnik köken, dil ve tarihlerine ilişkin demagojilerin yayılmasına bir anlamda yardımcı olundu. Okumaya devam edin ‘Turgay Megrel, Megrelleri araştırıyor …’

‘mitu55dova

Megreller..

Karadeniz Bölgesi’nin en kuzey ucunda yaşayan Megreller’in kökleri Gürcistan’a uzanıyor. Megrel aydınlarını daha çok araştırmaya iten en önemli neden geçmişin sürekli kapatılmaya çalışılması. Bugün Megrel köklerini inkâr eden halkın yazgısı çok eskilere, hiç bitmeyen sürgünlere dayanıyor. Lazlar’ın en eski tarihleri konusunda rivayet muhtelif, kafalar karışık.

internetde kökleri aramak …

İnsan gerçekleri araştırnca buluyor… Bu internet omasaydı bilgilenemezdik…

TM

gerçek…

İnsan gerçeği araştırınca buluyor ne güzel…

TM


Ekim 2017
P S Ç P C C P
« Kas    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

arşiv

Blog Stats

  • 27,958 hits

En Fazla Tıklananlar

  • Hiçbiri

Enter your email address to subscribe to this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 1 takipçiye katılın


%d blogcu bunu beğendi: